İyileşmeyen Yanımızla Yaşamak
Sevgili dost, Bugün bir kelime düştü dilime. Tekrar ettim üst üste, sanki her hecesinde ayrı bir sızı, her
Reklam
Kar360 köşe yazarı
Sevgili dost, Bugün bir kelime düştü dilime. Tekrar ettim üst üste, sanki her hecesinde ayrı bir sızı, her
Üniversite yıllarımdı… İdealist bir öğretmen adayı olarak satırların arasında ruhumu terbiye ederken, 1960’lı yıllarda benim gibi öğretmenlik
Bir zamanlar zihnim, her ayrıntıyı bir nakış gibi işleyen devasa bir kütüphaneydi. Ortaokul sıralarında yan yana oturduğum arkadaşlarımı,
İnsan karmaşık bir canlıdır. İçi ile dışı ile başkadır. Diğer canlılardan onu ayıran girift bir ruh yapısı vardır.
Umudu Gömmedik Cabbar Kardaş(*), Sana, bu satırları, bıraktığın o tozlu yolun bittiği yerden değil, o yolun hiç bitmediği
Şimdi bir kitap yolculuğundan kalemime damlayan sızılar bırakıyorum. Şimdi buraya, tozlu bir meydanın ortasında durup kendi gölgesinden utanan
Oyuncak bebeklerin ülkesinden geliyorum ben Bir resimli kitap bahçesinde Kâğıt ağaçların gölgesi altından Toprak yollarında geçip giden Kuru
Yeni yıl dediğimiz şey aslında çok tuhaf bir kavram. Bir sabah uyanıyoruz ve dün “henüz” dediğimiz her şey,
O konuşurken sanki 33’lük değil, 99’luk değil, 999’luk da değil; binlerce taneden oluşan bir tespih
Elini kalbine götürdü; “Burası var ya…” dedi. “Taşa, toprağa gerek kalmadan insanın gömüldüğü tek yer.” — Neşet Ertaş Bu
Beni gördüğüm düşten uyandırma. Derman ol bize baba... Mahir Kara Bu satırları okuyanlar, diziyi izlemişlerse hatırlayacaklardır Mahir'
Aziz Dost... Ne düşünüyorsun diye gönderdin bana Halil Cibran'ın bu sözünü. "Her insan içinde iki
Yaşadığımız çağ, insanlık tarihinin en güçlü araçlarına, en geniş imkânlarına sahip. Bir tıkla bilgiye, bir saniyede insana, bir
Niemand erhält seine Reinheit durch Teilnahmslosigkeit. Hiç kimse kayıtsız kalarak saflığını koruyamaz. Bugün size tanıtmak istediğim bu kelime,
Sevgili dost, Sabır da yorulur... Bir yerde mi okudum, bir filmden mi duydum, yoksa kendim mi bir yere
“Esaretin Bedeli” filmini izlemeyeniniz yok gibidir. Tüm zamanların en iyi filmlerinden birisi. Birkaç gün önce Göbeklitepe kalıntıları ile
Paulo Freire’nin “Ezilenlerin Pedagojisi” adlı eserini okuyorum bugünlerde. Dünün ezilenlerinin günün ezenlerine dönüştüğü bir dönemde tıpkı mevsimlerin
Bir sahneyle başlayalım istersen. Hatırlıyor musun Ezel dizisini, Ömer vardı orada… Bir gecede, en yakınlarının ihanetiyle yıkıldı. Ama
"Yanıldığını kabul etmek, yeni bir hakikatin fethiyle zenginleşmektir.” Cemil Meriç Kahveni ya da çayını al, gel dostum.
İddialı bir başlık, farkındayım. Yalnızlık ve insan. Bu iki kavramın baş başa vererek ortaya edebiyatın dallarının çıkması… Bir
“İnsan kendini kaçak hissettikten sonra hiçbir yerde özgür değildir. İçerde ya da dışarda.” Mecburiyet / Stefan Zweig Havaalanları, gelip
“Senin yüreğin iyilik dolu Olcay. Bu dünyada acı çekmeden yaşaman imkânsız…” Bazı filmler şiir gibidir. İzlerken bir şiiri
Ne kadar garip değil mi? Belki de vücudumuzdaki en küçük organdır göz. Yeryüzünde ne kadar mana varsa o
Dinlediklerimizin kaçta kaçı bize kalır, diye bir soru ile başlayayım. Ya da okuduklarımızın kaçta kaçı… Yediğimiz elmanın yüzde
“ ne nağme gülüyüm ne saz perdesiyim, ben sadece kendi yenilgimin sesiyim ..” “bana hep seslenen sözcüksüz o genişliğe gitmeliyim
“Fevkalade zaferlerim olmayabilir, fakat içinden sağ çıkmayı başardığım yenilgilerimle sizi şaşırtabilirim.” Anton Çehov Size de oluyor mu? Hayat
Ne içindeyim zamanın Ne de büsbütün dışında Yekpare, geniş bir anın Parçalanmaz akışında. A. Hamdi Tanpınar Hiç "
Umudun ayak seslerini okşuyoruz... (Erbain) Hayatınıza bazen birisi girer. Dokunur size. Hiç kimsenin görmediği derinliklerde ışığı bulup çıkarır.
(Ah, siz gözü körler, siz gözü kararmışlar, siz kana susamışlar, siz iflah olmaz sahtekârlar! Hakikati ne zaman göreceksiniz?
“Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüne bakabilmelisin. Çoğunluğa bağlı olmayan tek şey insanın vicdanıdır.” Bu
Başlığa bakınca acaba bir yazım yanlışı mı var diye düşünebilirsiniz. Dava yerine dave, böyle yerine boyle mi yazıldı
İtiraf etmeliyim ki Nikos Kazancakis, bugüne kadar baştan sona bir kitabını okuduğum ilk Yunan yazarı oldu. Ancak Yunan
“Yoksulduk asbaplarımız yıkanınca giyecek bir şeyimiz olmadığı için kuruyana kadar yorganın altında titrerdik her şeyimiz tek idi, yedeği
Değerli okurlarım bu yazı serisinde filmlerden ve romanlardan karakterleri evinize getirmeye çalışacağım. İlk yazımızda evinize Mışka karekteri gelecek.