İSMİNİ KİM KOYDU (SEÇTİ) YAVRUM?
Nazilli’deydim. Okullar yeni açılmıştı. 9. sınıfların bir şubesinde ilk derse girdim. Okula o yıl kayıt oldukları için 9. sınıf öğrencilerinin hiçbirisini tanımıyordum. İlk dersi doğal olarak tanışmaya ve dersimle ilgili bazı genel açıklamalar yapmaya ayırdım. Öğrencilerle sırayla tanışıyordum. Sıra bir kız öğrenciye geldi. Didim’den gelmiş, yatılı imiş.
-“Adın ne kızım?”
-“Dilara…”
-“Yavrum, adını annen mi koymuş, biliyor musun?”
-“Evet hocam, biliyorum. Adımı annem koymuş. Ama siz nerden bildiniz?”
-“Meslek sırrı kızım. Öğretmen olursan sen de anlarsın. Baban çok geçim ehli, iyi bir adam değil mi yavrum? Annenin isteklerine genellikle olumlu tepki verir herhalde…”
-“Evet hocam, çok iyi bir insandır babam. Siz, ailemi tanıyorsunuz galiba...”
-“......”
Aileyi tanımıyordum, tanıyamazdım tabi. Yaklaşık iki ay sonra veli toplantısı için okula geldiklerinde anneyle de babayla da tanıştım. Öğrencinin adını gerçekten de annesi seçtiği kolayca anlaşılıyordu. Anne, yaşadıkları ilçede bir işyeri işletiyormuş. Baba ise bir yerde ücretli olarak çalışıyormuş. Gördüğüm kadarıyla anne önde, baba arkada olacak şekilde yürüyorlardı ve son sözü daima baba söylüyordu: “Evet karıcığım, öyle. Haklısın.”
Dilara, yatılı okumaya dayanamadı ve bir müddet sonra okuldan ayrıldı. Belli ki aile yapısı buna elverişli değildi.
Turgutlu’daydım. Yine bir ilk ders, tanışıyoruz.
-“Kızım, adın ne?”
-“Begül.”
-“Pardon, Begüm mü, Betül mü anlayamadım?”
-“Begül, hocam.”
-“Tamam yavrum, tanıştığımıza memnun oldum.”
Eminim ki bugüne kadar, benim dışımda, bu ismi duyan herkes, kıza anlamını sormuştur. Ve yine eminim ki kız benim de soracağımı düşünmüş, spot cevabını söylemeye hazırlanmıştı. Ama ben sormadım. Oysa ben de ilk defa duyuyordum ve bir anlam verememiştim. Ama soramadım doğrusu. Eh birazcık edebiyat öğretmeniyiz ya, karizmayı çizdirmemek lâzım. Akşam evde sözlüklere sarıldım. Hayır, sözlüklerde yoktu bu kelime. Ertesi gün Begül muradına erdi, çünkü sordum kendisine isminin anlamını. Yüzlerce kez vererek ezberlediği komprime cevabı bana da biraz mütebessim bir yüz ifadesiyle söyledi:
-“Babamın adı, Bekir; annemin adı ise Gülten… İlk heceleri birleşince ben olmuşum.”
Bu da bir başka isim verme yöntemi. Beni şaşırtan durum; Begül’ün kendisinden üç yaş büyük bir ablasının bulunması. Bu ismi ona niçin vermediler de… Demek ki akıllarına sonradan gelmiş. Allah hayırlı, uzun ömürler versin.
Kerim Bey, hatırınızda bulunsun: Şayet, Serpil isimli bir hanımla evlenirseniz, çocuğunuza isim aramanıza hiç gerek yok, ismi hazır çünkü: KERİM + SERPİL = KESER.
Ayetlerle, hadislerle konunun önemi ve izlenmesi gereken yol öğretilmişken, isim koymada yapılan takıntılı yanlışlara HAYIR. Vesselâm.
R. Serdar ÖZMİLLİ
Sonraki Haberler
Yapay Zeka Türkiye’de Hangi Meslekleri Yanına Aldı, Hangilerini Tehdit Ediyor?
Yapay zeka meslekleri yok etmiyor, yeniden tanımlıyor. Türkiye’de en hızlı dönüşen dört sektör, yükselen yeni iş kolları ve WEF verileriyle işsizlik tartışmasının gerçeği.
Sarkozy'ye cevap
Ermenistan'ın İsviçre Büyükelçisi Charles Aznavour, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarını değerlendirerek, ''1915 olaylarıyla ilgili iddiaları gündeme getirmekle Ermenilerin hiç bir zaman başarı elde edemeyeceğini'' söyledi.
Gazeteci ile kavga etti
ABD Eski Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, El Cezire'ye verdiği röportajda röportajı yapan Abdurrahim Foukara ile tartıştı.
Fatih Altaylı?nın en uzun günü
Gazete Habertürk?ün sürmanşeti Fatih Altaylı?ya kabus oldu!



