ReklamReklam
ReklamReklam ReklamReklam
Gündem

Bir Kıssa & Bir Beyit -5

Bir Kıssa & Bir Beyit -5

Karpuz... hayatımın en büyük hediyesi...

Ramazan’dı. Oruçluydum. Tanıdığım bir tüccar iftar yemeğimi her gün evinden, hususi otomobiliyle gönderirdi.

Ben de hapishane kapısının yanındaki ilk tel örgüde yemeğimi beklerdim. Herkesin deliğine çekildiği o saatlerde bana izin verirlerdi. Yine böyle beklerken bir gün ihtiyar bir adam tel örgüye sokuldu. Üstü başı dökülen, amele kılıklı bir ihtiyar... Beni asla tanımadan:

“Oğlum, içeride bir Necip Fazıl varmış! Şu karpuzu ona hediye getirdim; Allah rızası için götürüp verir misin?” dedi.

Gözlerim, hücum eden yaşlardan yangın içinde: “Ver, baba, hemen götüreyim!” dedim ve aldım. İşte, hasbî, her türlü nefs oyunundan uzak, Allah için verilen hediye... Bu meçhul Müslüman’dan tüten edayı ömrümce unutamam... Keşke o karpuzu kesmeseydim; hep ona bakıp düşünseydim, İslâm ahlâkını fikretseydim, ağlasaydım, ağlasaydım...

Necip Fazıl Kısakürek, Cinnet Mustatili, Büyük Doğu Yayınları, İstanbul, 1997, Sayfa: 82


Bir beyit:

Yüz bin eger cevr ü cefâ uğrar ise sûretime
Hiç eksilmez şâdılığım cümlesin yur seni sevmek

(Yüz bin eziyet ve işkence yapılsa da bedenime/ Hiç eksilmez sevincim, tümünü yur seni sevmek.)
Yunus Emre